Kardeşlik
ابن شعبان الحنبلي ( السلفية )بسم الله السميع العليم
الحمدلله الذي يقول "وَاعْتَصِمُوا بِحَبْلِ اللّٰهِ جَم۪يعًا وَلَا تَفَرَّقُواۖ" (سورة آل عمران ١٠٣) و الصلاة والسلام على نبينا محمد، الذي يقول "الْمُسْلِمُ اَخُو الْمُسْلِم" (مسلم ٥٨)
ثم أمابعد
(başlangıç duasının Türkçe okunuşu: bismillahis-semiî'l alim, elhamduillah, ellezi yekul "va'tesimu bi hablillahi cemiav-vela teferrku, va-s'salâtu ves'selâmu Nebiyyina Muhammed, ellezi yekul el muslimu ahul muslim, Emma baad:
Allah Azze ve celle kerim olan kitabında şöyle buyurdu:
اِنَّمَا الْمُؤْمِنُونَ اِخْوَةٌ فَاَصْلِحُوا بَيْنَ اَخَوَيْكُمْ وَاتَّقُوا اللّٰهَ لَعَلَّكُمْ تُرْحَمُونَ۟
Müminler ancak kardeşlerdir. Kardeşlerinizin arasını düzeltin ve Allah’tan korkup sakının. Umulur ki merhamete nail olursunuz.
(49/Hucurât, 10)
Ve yine şöyle buyurdu:
وَالَّذ۪ينَ جَٓاؤُ۫ مِنْ بَعْدِهِمْ يَقُولُونَ رَبَّنَا اغْفِرْ لَنَا وَلِاِخْوَانِنَا الَّذ۪ينَ سَبَقُونَا بِالْا۪يمَانِ وَلَا تَجْعَلْ ف۪ي قُلُوبِنَا غِلًّا لِلَّذ۪ينَ اٰمَنُوا رَبَّنَٓا اِنَّكَ رَؤُ۫فٌ رَح۪يمٌ۟
(Muhacir ve Ensar’dan) sonra gelenler derler ki: “Rabbimiz! Bizi ve bizden önce iman etmiş kardeşlerimizi bağışla ve kalplerimizde iman edenlere karşı bir kin bırakma. Rabbimiz! Şüphesiz ki sen, (şefkatli olan) Raûf ve (kullarına karşı merhametli olan) Rahîm’sin.”
(59/Haşr, 10)
Allahın emin olan nebîsi ﷺ şöyle buyurdu:
الآ إِنَّ الْمُسْلِمَ أَخُو الْمُسْلِمِ فَلَيْسَ يَحِلُّ لِمُسْلِمٍ مِنْ أَخِيهِ شَيْءٌ إِلَّا مَا أَحَلَّ مِنْ نَفْسِهِ
"Dikkat edin! Müslüman, Müslümanın kardeşidir. Müslümana, gönül rızası olmadan kardeşinin malı helal değildir." (13087, Tirmizi, "Tefsirul-Kur'an" 9)
Görüldüğü üzere Allah Azze ve celle Kitabında, nebisi sallallahu aleyhi ve sellem ise sünnetinde kardeşliğin yalnız müslümanlar yani Tevhid ehli arasında olduğunu, ve bu bağların korunması gerektiğini bize aktarmışlardır.
İSLAM KARDEŞLİĞİ İMANIN KORUYUCUSUDUR
Allah rasulu ﷺ şöyle dedi:
‘İman etmedikçe cennete giremezsiniz, birbirinizi sevmedikçe de (gerçek anlamda) iman etmiş olamazsınız.’ (Müslim, Tirmizi)
Kardeşlik, imanın koruyucusudur. Ancak kişi korunan bir imanla cennete girer. Hadiste de görüleceği üzere imanın alameti olarak kardeşlerin birbirlerini sevmeleri gösterilmiştir. İmanını korumak isteyen bir kimse kardeşlik hukukuna önem gösterir. Çünkü o bilir ki, kardeşlik hukukuna verdiği önem kendi imanına verdiği önemdir. Bu yüzdendir ki kardeşler imanlarını koruma adına birbirlerine muhtaçtırlar.
Akıllı Müslüman kardeşinden bolca meyveler (sevaplar) devşirendir. Müslümanlar kardeşini meyve veren bir ağaç gibi görmelidirler...
İslam tarihi, kardeşe karşı sevginin ve onu kendine tercih etmenin örnekleriyle doludur. Bunlardan biri Yermuk savaşında yaşanmıştır.
Bu savaşta Haris b. Hişam, İkrime b. Ebi Cehil ve Suheyl b. Amr (radiyallahu anhum) ağır yaralar alarak yere düştüler. Haris b. Hişam içmek için su istedi. Askerlerden biri ona su götürdü. İkrime’nin kendisine baktığını görünce ‘Bu suyu İkrime’ye götür’ dedi. İkrime suyu alırken, Suheyl’in kendisine baktığını gördü, o da suyu içmeyerek ‘Bunu götür Suheyl’e ver’ dedi. Fakat su Suheyl’e yetişmeden Suheyl şehit oldu. Bunun üzerine sucu İkrime’ye koştu. Fakat İkrime’de şehit olmuştu. Hemen Haris’in yanına koştu. Hariste şehit olmuştu… (Hayatu’s-Sahabe)
Görüldüğü gibi sahabeler kendi nefsi için istediğini kardeşi için istiyorlar ve kardeşine öncelik veriyorlardı. Çünkü onlar şu hadisi çok iyi kavramış ona göre amel ediyorlardı;
‘Hiç biriniz kendisi için istediğini (mümin) kardeşi için istemedikçe iman etmiş olmaz.’ (Buhari, Müslim)
Ve yine Allah Resulü s.a.v, Mescidi Nebevinin inşasından sonra Muhacirler ile Ensar’dan doksan sahabe arasında ikişer ikişer kardeşlik akdetti. Resulullah s.a.v de Hz. Ali’yi kardeş edindi.
Bütün müminler birbirinin din kardeşidir. Lakin bu özel kardeşleştirme, yardım, ziyaret, ihsan, nasihat gibi şeyleri kapsamına alıyordu.
Kardeşlik çoğu zaman imanın koruyuculuğunu yapar. İmanı zayıf karakterli kimseler yalnız başlarına kaldıklarında günahlara daha yatkın iken, iman kardeşlerinin yanında ise günahlardan kaçınıp imanlarını koruma altına almaya daha yatkın olurlar.
Kardeşlik iman ve takva üzerine bina edilmelidir. Allah’u Teala bizlere, kardeşlik şuurunun takva kıvamında olanının makbul olacağını bildirmiştir:
الْأَخِلَّاء يَوْمَئِذٍ بَعْضُهُمْ لِبَعْضٍ عَدُوٌّ إِلَّا الْمُتَّقِينَ
‘O gün dostların bazıları bazısı için düşmandır. Muttakiler müstesna.’ (Zuhruf/67)
Eğer kardeşler birbirlerine Allah’ı hatırlatmıyorlarsa, ahirette bu kardeşler birbirlerine düşman kesilip hesap soracaklardır.
Ancak kardeşlik iman ve takva üzerine bina edilirse, kardeşler ahirette birbirlerine şefaat edeceklerdir. Allah’u Teala şöyle buyurur:
فَمَا لَنَا مِن شَافِعِينَ... وَلَا صَدِيقٍ حَمِيمٍ
‘Bizim için şefaat edecek kimseler ve derdimize düşecek hiçbir samimi dost yoktur.’ (Şuara/100-101)
Eğer dinde samimi dostlar edinirsek, ahirette Allah’ın izniyle bu dostlar, bizlere şefaat edeceklerdir.
Kardeşler basit fıkhi meseleler yüzünden birbirlerinden ayrılmamalıdırlar. Mümin kişi benim usulüm güzeldir, hoştur diyebilir. Ama sadece benimki haktır diyemez. Dört mezhep imamını buna örnek gösterebiliriz. Birçok konuda farklı görüşlere sahip olmalarına rağmen, hiçbiri diğerini tekfir etmemiş ve birbirlerini hayırla anmışlardır.
Abdullah ibn Abbas ile abdullah ibn mesud bir âyetin usulünde farklılık yaşarlar, ibn abbasın bu usulünü ibn mesuda götürürler ve İbn mesud: "ne güzel söylemiş" der. Hakeza ibn mesudun bu görüşünü ibn Abbasa götürdükleri vakit aynı söz ibn abbasın ağzındanda çıkmıştır, Biz kendimize selefi diyorsak, bu gibi kimseleri örnek alacağız ve onlara tabii olacağız, fakat biz bir kardeşimizin hareketini beğenmesek, onu buna söylemeden onla ilişkimizi kesersek biz kendimize selefi diyemeyiz...
Veyahutta biz yine kardeşimizin Bi huyunu beğenmesek, o huyunu ona söylememize rağmen devam ediyorsa onla yine ilişkimizi kesersek yine kendimize selefi diyemeyiz çünkü sahabi böyle bir yol izlememiş.
özet olarak bu nasihat, kardeşlerinin hakkını bilmeyi unutan kişilere idi....
Sözlerimizde bir güzellik varsa Allah ve rasulunden, bir kötülük varsa şeytanımdandır
Ve ahiru da'vana enil hamdu lillahi rabbil alemin
إن الهمد الله رب العالمين