Deyrezzor neden önemli?

Deyrezzor neden önemli?

Erman Çete / Çarşamba, 18 Ocak 2017 14:50

IŞİD’in binlerce militanla saldırdığı Deyrezzor kenti, Irak-Suriye sınırında ve “süreğen” bir İslâm Devleti yaratmanın önündeki en büyük engel. Aynı zamanda sınır rejimi açısından da kritik olan Deyrezzor, özetle, Suriye’nin bölünmesine karşı da bir ileri karakol.

Irak-Şam İslâm Devleti’ne (IŞİD) bağlı binlerce militanın (bazı kaynaklar toplam sayının 13-14 bin olduğunu ileri sürüyor) Suriye’nin doğusundaki Deyrezzor vilayetinin merkezi Deyrezzor kentine yönelik büyük saldırısı sürüyor.

IŞİD, 2014’ün Nisan ayında bölgedeki diğer “muhalif” gruplara yönelik saldırılarına başlamıştı. Önce sınırdaki El Bukemal’den Nusra Cephesi ve müttefiklerini çıkartan IŞİD, kademeli olarak tüm vilayeti kontrol etmeye başladı -Suriye ordusunun kontrolündeki askeri hava üssü, Deyrezzor kentindeki bazı mahalleler ve kent çevresindeki köyler hariç… IŞİD bu “operasyonları” sırasında, büyük katliamlar da gerçekleştirdi. Örneğin 2014 yılının Ağustos ayında, Şaytat aşiretine mensup en az 700 kişi, IŞİD tarafından infaz edildi.

2014 ARALIK TAARRUZU

Aralık ayında ise, IŞİD ordu kontrolündeki bölgelere saldırı başlattı. Hedef, Deyrezzor Askeri Havaalanı’nı ele geçirmekti. Ordunun, yerel milisleri ve aşiret güçlerinin direnişi, IŞİD’i geri çekilmeye zorlasa da, örgüt Deyrezzor’un ordu kontrolündeki mahallelerini ve havaalanını kuşatma altına aldı. 2014 yılında 300 bin civarı olduğu tahmin edilen sivil sayısı, 2 yıl içerisinde 100 ila 120 bin arasına kadar düştü.

Sivillerin akıbeti ile ilgili da ilginç iddialar var. Kentteki bazı sivillerin, ordu tarafından hava yoluyla tahliye edildiği, bazılarınınsa IŞİD kontrolündeki bölgelerden kaçmaya çalıştığı söyleniyor. IŞİD, bu kaçakları yakalaması durumunda “kefaret” derslerine sokuyor. Bu “derslerin” sonundaki “sınavdan” geçenler geçiş ya da yaşama hakkı elde ederken, “sınav”dan kalanlar, hükümetle işbirliği gerekçesiyle ya hapsediliyor ya da öldürülüyor.

Vilayete Suriye’nin başka bölgelerinden yalnızca helikopterle ikmal yapılabiliyor. Suriye ordusunun bölgedeki komutanı ise, Şam’daki ünlü Duma ve Harasta savunmalarının da komutanlığını yapan General İssam Zahreddin. Suriye ordusunun bölgedeki varlığı, 17’nci Tugay, Cumhuriyet Muhafızları, ulusal savunma güçleri (NDF), aşiret milisleri ve Celil Gücü.

DEYREZZOR’UN KADERİNİ ABD VE SUUDİLER BELİRLEDİ

Ancak Deyrezzor’un bu hale düşmesinin başlangıcında ne IŞİD vardı, ne de yıl 2014’tü.

Hillary Clinton’ın yayımlanan e-postalarında, 2012 yılında Palmira-Deyrezzor yolunun nasıl kesildiğine ilişkin önemli bilgiler yer alıyor.

Deyrezzor’daki “muhalif” unsurları düzenleyenler Suudi danışmanlar ve onların bağ kurduğu Şammar ve Cubbur aşiretleriydi. Bu aşiretlerin Irak’taki uzantıları, Suudi Özel Kuvvetleri danışmanları gelmeden önce de Suriye’ye yardım gönderiyorlardı.

Suudilerin gelişi ile birlikte, Deyrezzor’a giden ordu konvoyları engellenmeye başladı. Deyrezzor-Palmira arasındaki anayol korumasız kalmıştı ve bölge ÖSO’ya verilen MQ-9 insansız hava araçları tarafından gözetlenmekteydi.

Bu, Suriye ordusunun doğudan sahile giden ikmal yollarının ilk kesilişiydi.

2012 yılında yayımlanan ABD Savunma İstihbarat Teşkilatı (DIA) raporunda, Batı ülkeleri Körfez ülkeleri ve Türkiye'nin Suriye'nin kuzeydoğusunda desteklediği söylenen "İslami emirliğin" odak noktalarından birisinin Haseke, diğerininse Deyrezzor olması tesadüf değildi.

BUGÜNKÜ DURUM: YENİ BİR HARİTA?

Bugünkü fiili durum, yahut özellikle ABD tarafından “temenni” edilen durum diyelim, aşağıdaki haritayla yakından bağlantılı:

Haritada, resmi devlet sınırları ile şu anda var olan sınırlar gösteriliyor. Bizi ilgilendiren kısımda, Suriye Arap Cumhuriyeti Lazkiye’den Şam’a uzanan hatta temsil edilirken, kuzeybatıda küçük bir El Kaide emirliği ve hemen yanında Irak sınırına kadar uzanan Rojava yer alıyor. Irak 4 parçaya ayrılmış görünüyor: Kürdistan, Şii Irak, Sünni Irak ve IŞİD. IŞİD’in Irak’taki varlığı Irak’ta bitmiyor; Suriye’de Humus’a ve Halep’e kadar uzanıyor.

Herkes, Eylül ayında, ABD’nin Deyrezzor’da “yanlışlıkla” vurduğu Suriye ordusu askerlerini hatırlayacaktır. Ancak fazla dile getirilmeyen ve saldırının arkasında yatan “gerçek” mesaj, ABD’nin Suriye’den çok Irak’a gönderdiğiydi.

O dönem, iki şey tartışılıyordu: Birincisi, Iraklı milis gücü Haşd eş-Şaabi’nin Suriye’de de IŞİD karşıtı savaşa katılabileceği fikri. Bizzat Haşd’lı komutanlar, Şam’da Beşar Esad’la bu konuyu görüştüler. İkincisi, yine Haşd eş-Şaabi’nin Telafer’e yönelik operasyonu.

Şengal ile Musul arasında yer alan ve IŞİD kontrolünde olan Telafer’in kurtarılması, Musul’un batısında Haseke ve Deyrezzor’a uzanan hatta gidip gelen IŞİD militanlarını hayli zora sokacaktı.

Demek ki engellenmek istenen, Iraklı milislerle Suriye ordusunun birleşmesiydi. Planlanan ve Rusya’nın da açıkça dile getirdiği, IŞİD’in Suriye’ye sürülerek “Suriyeli bir örgüt” haline getirilmesiydi.

Bu, bizi ister istemez sınır rejimi tartışmalarına götürüyor.

IRAK-SURİYE SINIRI BUHARLAŞTI MI?

Tam bu sıralarda, ABD’nin desteklediği Anbar aşiretleri de, Irak-Suriye sınırının kontrolü için operasyonlara başladı.

Irak-Suriye sınırında doğrudan geçişlere uygun 3 sınır kapısı bulunuyor: El Kaim (karşısında El Bukemal var) IŞİD’in, Rabia (karşısında Yarubiye var) Kürtlerin, El Velid (karşısında El Tenf var) Irak ordusunun kontrolünde.


(1) El Kaim; (3) Rabia; (6) El Velid)

İşte ABD destekli Sünni gruplar, IŞİD’in elindeki El Kaim’i, Ene ve Rava ile birlikte, ele geçirmek için iki hafta önce bir operasyon başlattılar.

ABD ve Irak ordusundan destek aldıklarını söyleyen aşiret güçleri, 2 bin askerle sürpriz bir saldırı başlattıklarını, planın gizli tutulduğunu kaydediyorlar.

El Bukemal’in karşısındaki El Kaim’in ABD destekli gruplar tarafından ele geçirilmesi, IŞİD’in Deyrezzor’a giden en önemli ikmal hatlarından birisinin kesilmesi anlamına gelecek.

Ancak ABD’nin tek planı bununla sınırlı değil. Birkaç ay önce, öncülüğünü YPG’nin yaptığı Suriye Demokratik Kuvvetleri’nin (SDK) Haseke’den Deyrezzor’a doğru ineceği bir plan üzerine çalışıldığı ileri sürülmüştü. Geçen hafta da, SDK’nın “belki Deyrezzor’a inebileceği” yine SDK temsilcileri tarafından dile getirildi.

Bu planın gerçekleşip gerçekleşmeyeceği bir yana, ABD’nin her halükarda, Irak ile Suriye arasında, iki ülkenin güçlerini birbirinden uzak tutacak bir “tampon” arayışında olduğu görülüyor.

IŞİD’in son taarruzuna bir de bu gözle bakmak gerekiyor. Tabii bir de, Deyrezzor’un ordu kontrolündeki bölümü, El Kaim’den Rakka’ya, oradan da Halep kırsalına kadar uzanan “süreğen” bir “İslâm Devleti” entitesinin önüne taş koyuyor.

Ezcümle, Deyrezzor direnişi, Suriye’nin bölünmesine de engel oluyor.

Kaynak: soL