🌿🌿🌿🌿🌿🌿

🌿🌿🌿🌿🌿🌿

Eren Ener @kuantummanyetizma

Yaşlı şifacı ruha şöyle hatırlatır:

“Unutma,

Sırtın değil ağrıyan, taşıdığın yükün.

Gözlerin değil ağrıyan, haksızlığa uğradığına inanman.

Başın değil ağrıyan, zihnindeki düşünceler.

Boğazın değil ağrıyan, ifade edemediklerin veya öfkeyle söylediklerin.

Miden değil ağrıyan, ruhunun hazmedemedikleri.

Karaciğerin değil ağrıyan sadece öfken.

Kalbin değil ağrıyan, sevginin eksikliği.

Dizlerin değil ağrıyan, gelecek endişen.

Kulakların değil ağrıyan, gerçekleri inkar etmen.”

Her hastalık ruhumuzun bize gönderdiği bir mesajdır. İçimizde bastırdığımız duygular, çözüme kavuşturmadığımız korkular, yaşadığımız stres ve ruhsal çatışmalar, önce ruhumuzda birikir. Eğer uzun süre görmezden gelirsek, bu uyumsuzluk kendini bedenimizde göstermeye başlar.

Bir hastalık ortaya çıktığında, sadece fiziksel belirtileri tedavi etmeye çalışmak yetmez. Onun arkasındaki duygusal ve zihinsel nedenleri de anlamak gerekir. Beden, ruhun sesidir. Eğer bu sesi duymazsak, zamanla daha yüksek sesle konuşmaya başlar.

Bu yüzden kendimize şu soruyu sormalıyız: Bedenim bana ne anlatmaya çalışıyor? Belki uzun süredir taşıdığın bir yük, affedemediğin biri, bastırdığın bir duygu seni hasta ediyor.

Enerjimizi yükseltmek, iç dengemizi bulmak da en az beslenme ve egzersiz kadar önemlidir. Sevgi, şükran, neşe gibi yüksek frekanslı duygular, bedenimizdeki enerjiyi artırır, bağışıklığımızı güçlendirir ve hayatımıza daha fazla sağlık ve huzur getirir.

Ruhumuzun ritmini bulduğumuzda, hayat daha anlamlı, daha akıcı bir hale gelir. O yüzden, iç sesini dinle, kalbinin ritmini hisset ve kendi melodini yakala.

Report Page